Sosyal Medya

Gündem

Avrupa’da Hava Yolu Sorunları: Türkiye’de Gecikmeler Yükseldi

yazar

Yayınlayan

on

Hava Yolu Yolcularının Yüzde Otuz Üçünde Sorunlar Yaşandı: Türkiye’de Gecikmeler Yüzde 38’e Ulaştı

Avrupa’nın çeşitli havaalanlarında personel eksikliği, grevler ve çeşitli nedenler geçen yıl birçok uçuşun iptaline veya gecikmesine yol açtı. Hava yolculukları hakları portalı Airhelp’in verilerine göre, Avrupa genelindeki yolcuların yüzde 31,3’ü uçuşlarında gecikmeler veya iptallerle karşılaştı. Önceki yıl bu oran yüzde 30,6 idi. En yüksek sorunlar yaz aylarında yaşandı; Temmuz ayında gecikme ve iptal oranı yüzde 39,1’e çıktı.

Türkiye’deki havaalanları, Avrupa’daki en yüksek gecikme oranlarından birine sahipti. Verilere göre, Türkiye’deki seyahat edenlerin yüzde 38,1’i uçuşlarında gecikme veya iptal yaşadı.

Bu verilere göre, Litvanya’daki havaalanları en güvenilir olanlar arasında gösterildi. Geçen yıl yolcuların yalnızca yüzde 19,9’u bu havaalanlarında sorun yaşadı. Norveç ve Estonya da zamanında başlatılan uçuşlar açısından görece başarılı ülkeler arasında.

Uçuşlardaki iptal ve gecikme oranları COVID-19 pandemisi öncesine göre ciddi şekilde arttı. Verilere göre, 2020 öncesinde genellikle yüzde 24’ün altındaydı.

Türkiye’nin yanı sıra İsviçre’de de neredeyse tüm uçuşların yüzde 30’u geciktiği bildirildi. Almanya, durumu iyileştirse de hala yüzde 33,2 ile ortalamanın üzerinde gecikmeler ve iptaller yaşandı. Frankfurt Havalimanı, yüzde 40,2’lik bir oranla en kötü performans gösterenler arasında. En zamanında uçuşlar ise Sylt’teki havaalanında gerçekleşti: Yolcuların yalnızca yüzde 18,5’i burada sorun yaşadı.

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

ARNAVUTLARIN İSVİÇRE VE İSVİÇRE’DEKİ TÜRK İŞYERLERİNE EKONOMİ KATKILARI

yazar

Yayınlayan

on

By

1990’lı yıllardan sonra, İsviçre Arnavut göçmenlerinin en yoğun yaşadığı ülkelerden biri haline geldi. Bugün, yaklaşık 300.000 Arnavut ve Arnavut kökenli İsviçreli, bu ülkenin sosyal ve ekonomik yapısında güçlü bir yer tutuyor. 2022 verilerine göre, İsviçre nüfusunun %3,4’ü, yani yaklaşık 292.717 kişi, Arnavutçayı ana dil olarak konuşuyor. Bu büyük nüfus, yalnızca iş gücü olarak değil, aynı zamanda girişimcilik ve ticaret alanlarında da kendine sağlam bir yer edinmiş durumda.

Ekonomiye Katkı ve Girişimcilik: Arnavutların İş Dünyasındaki Gücü

Zamanla, Arnavutlar, İsviçre ekonomisinin şekillenmesinde önemli bir rol üstlendi. Bugün, 6000’den fazla Arnavut kökenli işletme, Almanca konuşulan İsviçre’de faaliyet gösteriyor. Bu işletmelerin başarısı, Arnavutların kararlılığı ve girişimcilik ruhunun somut bir yansıması. Özellikle sağlık sektörü, Arnavut kökenli İsviçrelilerin ön plana çıktığı alanlardan biri. Zürich’te düzenlenen bir etkinlikte, Spitex Dona sağlık şirketinin CEO’su Liridona Makica, başarılarıyla ödüllendirildi. Arnavut kökenli bir kadın olan Makica, zorlu bir eğitim sürecinin ardından kendi işini kurarak 15.000 frank değerindeki ödülünü kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Bu ödül, yalnızca Makica’nın başarısını değil, Arnavutların İsviçre ekonomisindeki güç ve etkilerini de gözler önüne seriyor.

Toplumsal ve Ekonomik Değişim: Arnavutların İkinci ve Üçüncü Jenerasyonla Gelişen Başarıları

İlk göçmen jenerasyonunun çoğunlukla inşaat sektöründe çalıştığı yıllardan, ikinci ve üçüncü jenerasyonun kendi işlerini kurarak büyük şirketler yöneten bireyler haline gelmesine kadar yaşanan bu dönüşüm, Arnavutların İsviçre’deki toplumsal ve ekonomik değişimini simgeliyor. Arnavut kökenli İsviçreliler, yalnızca iş gücü olarak değil, aynı zamanda toplumun kalkınmasına büyük katkılarda bulunan girişimciler olarak da kendilerini göstermektedir. Bu değişim, Arnavutların İsviçre’ye entegrasyonunun güçlü bir göstergesi.

İsviçre Ekonomisinde Büyüyen Etki: Arnavutların Gücü

Swissalbs’in başkanı ve Arnavut kökenli bir iş insanı olan Përparim Avdili, “Biz Arnavutlar, bugün İsviçre’nin ekonomisinin önemli oyuncularıyız ve toplumsal statümüz giderek daha da güçleniyor” diyor. Avdili, Arnavutların inşaat sektöründen iş dünyasına geçişini ve bu değişimin Arnavutların ekonomik güçlerini nasıl yansıttığını vurguluyor. Arnavutların başarıları, sadece iş hayatıyla sınırlı değil. Aynı zamanda, Türk marketleri ve restoranlarının da ayakta kalmasında önemli bir rol oynuyorlar. Birçok Türk esnafı, “Bizim yüzde 90 müşterimiz Arnavut, Arap ve diğer yabancılardır” diyerek, Arnavutların İsviçre ekonomisine katkı sağladıklarını ve ticaretin şekillenmesindeki etkilerini doğruluyor.

Tatil Destinasyonları ve Ekonomiye Katkı: Arnavutlar ve Türkiye İlişkisi

Arnavutların İsviçre ekonomisindeki etkisi sadece ticaretle sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda, Arnavutlar ve Kosovalıların Türkiye’ye olan ilgisi de önemli bir ekonomik etki yaratıyor. İsviçre’de yaşayan Arnavutlar, tatil yapmak için en çok Antalya’yı tercih ediyor. Türk seyahat acentaları da bu durumu doğruluyor; “Arnavutlar, büyük aile gruplarıyla Antalya veya İstanbul’a tatile gidiyorlar ve yüksek miktarda tatil paketi satın alıyorlar. Gerçekten iyi para harcayan bir halk,” diyerek, Arnavutların Türkiye’ye sağladığı ekonomik katkıları övüyorlar.

İsviçre’nin Ekonomik Yapısına Katkı ve Kültürel Entegrasyon

Arnavutlar, sadece kendi işlerini kurarak İsviçre ekonomisinin farklı alanlarında büyüyüp gelişmeye devam etmekle kalmıyor; aynı zamanda, diğer göçmen topluluklarla işbirliği içinde, ülkenin ticaret hayatına da önemli katkılarda bulunuyorlar. Bu durum, Arnavutların İsviçre’deki başarısının yalnızca ekonomik değil, kültürel entegrasyon ve toplumlararası işbirliği açısından da ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Arnavutlar, İsviçre’nin zenginleşen ekonomik yapısına önemli bir değer katarken, aynı zamanda İsviçre toplumunun daha da çeşitlenmesine katkı sağlıyor.

İsviçre’deki En Etkili Arnavutlar

Haberin Devamını Oku

Gündem

ZÜRİH’TE 8 BİN KİŞİ KİRA ARTIŞLARI VE KONUT KRİZİNE KARŞI YÜRÜDÜ

yazar

Yayınlayan

on

By

📌 “Şehir insanlar içindir, kâr için değil” sloganıyla binlerce kişi yürüdü.

🕒 Okuma süresi: 2 dakika
📅 Düzenleme: 5 Nisan 2025 | Güncelleme: 5 Nisan 2025

ZÜRİH’TE 8 BİN KİŞİ KİRA KRİZİNE KARŞI YÜRÜDÜ

“Şehir insanlar için, kâr için değil” sloganıyla büyük protesto

ZÜRİH – İsviçre’nin en büyük şehirlerinden Zürih’te, artan kiralar ve barınma krizine karşı binlerce kişi sokağa döküldü. Cumartesi günü öğleden sonra Rathausbrücke’de başlayan ve Helvetiaplatz’da sona eren yürüyüşe yaklaşık 8.000 kişi katıldı.

Göstericiler, “Bir şehir insanlar içindir, kâr için değil” sloganıyla, kiralardaki aşırı artışa, düşük boş konut oranına ve büyük yatırımcıların barınma üzerindeki etkisine dikkat çekti. Eylem barışçıl bir şekilde geçti.

KİRALAR YÜKSELİYOR, BOŞ DAİRE NEREDEYSE KALMADI

Zürih’te kiralar hızla artarken, boş daire oranı 2024 Haziran ayı itibariyle sadece %0,07 olarak ölçüldü. Bu oran, İsviçre genelinde dahi ender görülen bir seviyeye işaret ediyor.

Zürihliler arasında yapılan bir ankete göre, katılımcıların %60’ı, artan kiralar nedeniyle yakın gelecekte şehirden taşınmak zorunda kalabileceklerini düşünüyor.

“BARINMA BİR HAK OLMALI”

Gösteriye çeşitli gruplar destek verdi. Zürih Kiracılar Derneği de protestoya katılım çağrısında bulundu. Organizatörler, şu talepleri dile getirdi:

  • Barınmanın temel bir hak olarak korunması
  • Zorla tahliyelerin ve sözleşme fesihlerinin engellenmesi
  • Banka ve sigorta şirketi gibi kurumsal ev sahiplerinin kârlarının sınırlandırılması
  • Kiracı haklarının daha da güçlendirilmesi

MİLLETVEKİLİ DE DESTEK VERDİ

Sosyal Demokrat Parti’den (SP) Ulusal Milletvekili Jacqueline Badran, gösteriye bizzat katılarak destek verdi. Badran, yıllardır konut politikalarında daha adil bir düzenleme yapılmasını savunuyor.

Ayrıca gösteri sırasında Stampfenbrunnenstrasse 9 ve 11 numaralı boş evlerin bazı gruplar tarafından geçici olarak işgal edildiği bildirildi.

📌 Editör Notu: Gösteri, yetkili merciler tarafından önceden onaylanmış ve barışçıl şekilde gerçekleşmiştir.

Haberin Devamını Oku

Avrupa

LE PEN’E SİYASET YASAĞI: ULUSAL BİRLİK SOKAĞA İNİYOR

yazar

Yayınlayan

on

By

📆 01 Nisan 2025
🕒 Okuma süresi: 4 dakika

Fransa’da aşırı sağcı lider Marine Le Pen’in beş yıl kamu görevinden men edilmesi, ülke genelinde siyasi sarsıntı yarattı. Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN), kararı “demokratik olmayan bir müdahale” olarak nitelendirerek hafta sonu ülke genelinde protestolar düzenleme çağrısında bulundu.

RN lideri Jordan Bardella, Europe 1 radyosuna yaptığı açıklamada “Fransızların öfkelenmesi gerektiğine inanıyorum. Bu hafta sonu sokaklara çıkacağız. Demokratik ve barışçıl gösteriler düzenleyeceğiz” dedi. Protestoların detayları henüz netleşmedi ancak RN, bildiriler dağıtıp halk toplantıları düzenleyeceğini duyurdu.

Hafta başında RN’nin kalesi olan Henin-Beaumont’ta “Demokrasiyi kurtaralım. Le Pen’i destekleyin!” yazılı bildiriler dağıtıldı.


“MÜESSES NİZAM NÜKLEER BOMBA ATTI”

Le Pen, kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında temyiz başvurusunda bulunduğunu duyurdu. RN milletvekillerine seslenen Le Pen, “Pes etmeyeceğiz” diyerek mahkemenin kararını “müesses nizamın kendisine attığı nükleer bomba” olarak tanımladı.

Le Pen, “Bu kadar sert önlemler alıyorlarsa demek ki kazanmanın eşiğindeyiz” ifadelerini kullandı.


YARGI KARARI VE SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Fransız mahkemesi, Marine Le Pen’i Avrupa Parlamentosu fonlarını siyasi amaçlarla kullanmak suçlamasından 4 yıl hapse mahkûm etti. Ceza, iki yılı tecilli olmak üzere, iki yılı ev hapsi olarak belirlendi. Ayrıca 100 bin euro para cezası verildi.

Kamu görevinden men kararı ise derhal yürürlüğe girdi. Temyiz süreci başlatılmış olsa da, Fransa’daki mahkeme süreçlerinin uzun sürmesi nedeniyle 2027 seçimlerine kadar sonuçlanması düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Hukuk tarihçisi Pierre Allorant, temyiz sürecinin hızla tamamlanmasının zor olduğunu ifade ederken; anayasa uzmanı Benjamin Morel, Le Pen’in Anayasa Konseyi’ne başvurarak kararın anayasaya aykırılığını ileri sürebileceğini belirtti.


FRANSA SİYASETİNDEN FARKLI TEPKİLER

Karar, Fransız siyasetinde geniş yankı buldu.

  • Cumhuriyetçiler Partisi’nden Laurent Wauquiez: “Bu çok istisnai bir karar. Demokratik bir ülkede seçilmiş bir milletvekilinin seçimlere katılamaması sağlıklı değildir.”
  • Jean-Luc Mélenchon (Boyun Eğmeyen Fransa): “Seçilmiş bir temsilcinin görevden alınmasına halk karar verir.”
  • François Hollande (eski Cumhurbaşkanı, Sosyalist Parti): “Yargının bağımsızlığına saygı gösterilmeli.”

KAMUOYU NE DİYOR?

Elabe tarafından yapılan ankete göre:

  • Yüzde 57, mahkeme kararını normal buldu.
  • Yüzde 42, kararın taraflı olduğunu düşünüyor.
  • BFM TV anketine göre ise, yüzde 42 kararın memnuniyet verici olduğunu belirtirken, yüzde 29 memnun olmadığını, yüzde 29 ise ilgisiz olduğunu belirtti.

MELONİ’DEN DESTEK, AVRUPA’DAN SESSİZLİK

Karara, Rusya, Macaristan ve ABD’den sonra İtalya’dan da tepki geldi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, “Demokrasiye değer veren hiçbir insan, çoğunluk partisinin liderini hedef alan böyle bir kararı memnuniyetle karşılayamaz” dedi.


📍 Yorum:
Marine Le Pen’e verilen kamu görevi yasağı, sadece hukuki değil aynı zamanda siyasi bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Ulusal Birlik’in bu hafta sonu sahaya inmesi, Fransa’da seçim öncesi tansiyonu daha da yükseltecek gibi görünüyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler